ANASAYFA

  ÖZ GEÇMİŞİM

KUR'AN IŞIĞINDA DÜŞÜNMEK

ZULKARNEYN KISSASI

NEFS VE RUH KAVRAMLARI

İSLAM BARIŞ DİNİDİR

KADER NEDİR SORUMLULUK KİME AİTTİR

KARDEŞ KARDEŞE EVLİLİK OLMADAN ÇOĞALMA

MÜSLÜMANLIK MÜMİNLİK HANİFLİK

DİNİ ALLAH'A HAS KILMAK

KURANDA SALAT KAVRAMI VE NAMAZ

SÜNNET ETMEK ALLAH'IN YARATIŞINI DEĞİŞTİRMEDİR

HADİSLER HIRİSTİYANLIK VE SELMAN RÜŞTÜ

KUR'AN KORUNMUŞTUR

KUR'AN DIŞI OLUŞUMLARIN NETİCELERİ

İSLAM DİNİNİN ÖĞRENİLMESİNDE KAYNAK SORUNU

KUR'AN'A GÖRE KÖLELİK

KUR'AN'A GÖRE RESÛL VE NEBİ KAVRAMLARI

AVRUPADAN KUR'AN'A GÜZEL YAKLAŞIMLAR

KUR'AN AÇISINDAN DİNLER ARASI DİYALOG

SULARI KARIŞMAYAN DENİZLER VE MERCAN KONUSU

KUR'AN'A YAPILAN SAYISAL İTİRAZLARA CEVAP

ATEİSTLERİN 97 SORUSUNA KUR'AN'DAN CEVAPLAR

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                                           

 

 

DİNİ ALLAH’A HAS KILMAK


İslam dininin en önemli iman akidesi Allah’a şirk koşmamaktır, Kur’an öğretisine göre Allah’ın af etmediği tek günah budur, Kur’an’dan mealen:

- Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını, (günahları) dilediği kimse için bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse büyük bir günah (ile) iftira etmiş olur. 4/48


Şirkin kelime manası ortaklık demektir, Kur’an’a dayalı İslam inancına göre, Allah ve Kainat tamamen bir birinden farklı olup, Kainattaki her şey Allah’ın yaratmasıyla yoktan var olmuş yaratıklar olup, direkt veya dolaylı şekilde her ne ad altında olurlarsa olsun Allah’ın İlahlığından pay almadıkları gibi, Allah’ın kendi zatına ayırmış olduğu hüküm koyma konusuna da katılımları herhangi bir şekilde söz konusu değillerdir, Kuran’dan mealen:


- Ve Allah, O'dur. O'ndan başka ilâh yoktur. Hamd önünde de sonunda da onun içindir. Ve hüküm O'na mahsustur ve ona döndürüleceksinizdir. 28/70

- De ki: "Onların ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybı O'nundur. O ne güzel görendir, ne güzel işitendir! Onların, O'ndan başka bir yardımcısı yoktur. Ve O, kendi hükmüne kimseyi ortak etmez. 18/26


Görüldüğü gibi, hüküm koyma tamamen Allah’a ait olduğu gibi, Allah hükmüne hiç kimseyi de ortak etmez. Bundan dolayı din tamamen Allah’a ait olup; Allah’tan başka hiç kimse din koyamaz, bir kimsenin Müslüman olabilmesi için dini tamamen Allah’a has kılması bir zorunluluktur, Kur’an’dan mealen:

- Şüphe yok ki, biz sana kitabı hak olarak indirdik. O halde sen de dini Allah'a has kılarak O’na ibadet et. 39/2


- De ki: "Dini Allah'a halis kılarak O'na ibadet etmekle emr olundum." 39/11

- De ki: Ben dinimde ihlâs ile ancak Allah'a ibadet ederim. 39/14

Dini Allah’a Has kılmanın Tek yolu; başka bir ifadeyle “Sıratı Müstakim” yani “Doğru Yol” Kuran’ı İslam dinini öğrenmede “Tek Kaynak” ve “Tek Rehber” kabul etmekle mümkündür. Bunun herhangi başka bir Alternatifi yoktur. İslam dinini öğrenme adına bundan başka bir yola sapılması halinde, kaçınılmaz olarak Yaratıklardan din koyucular kabul edilmiş olunacaktır, böylece Din Allah’a has kılınmış olmayacaktır, İslam Dininde Din koyucu yalnız ve yalnız Allah’tır, Allah dışında ki her şey yaratık olup, Yaratıklar Din koyucu olmadıkları gibi, kendileri de din değillerdir. Durum böyle olunca, peygamberler dahil olmak üzere, hiçbir yaratık Ne dindir nede Din koyucudur, bunu söylediğimizde İslam dini adına Kuran dışında din arayanların söyledikleri en baştaki sözlerden bir tanesi “Peygamber bir postacımıydı” sözüdür, aslında bu söylerlerken ne söylediklerinin şuurunda olan kimseler de değillerdir, zira postacı konumunda olan kimseler, hiçbir zaman mesajı gönderenle mesajı alanlar arasında taraf değillerdir, sadece mesajı iletmekle yükümlüdürler, halbuki peygamberler postacılardan farklı olarak hem mesajı iletmekle hem de bizzat kendileri mesaja muhatap olmakla yükümlüdürler, başka bir ifadeyle bizzat kendileri mesajın alıcıları oldukları gibi, mesajın içeriğine uymakla yükümlüdürler. Kendileri de mesaja uymaktan sorumlu olduklarından Mesaj metninden herhangi bir şey çıkaramaz veya ekleyemezler, aksi takdirde birincisinde sorumluluklarını azaltma yoluyla sorumluluktan kaçma durumunda kalacakları gibi, ikincisinde ise kendi kendilerine din koyma durumunda kalmış olurlar. Bunun açık ifadesi Allah’ın indirmiş olduğu “Dini Vahye” sadakatsizlik yoluyla Allah’a isyan etmek demektir, halbuki “Peygamberler Allah’a isyan eden kişiler değillerdir“. Onlar hem “Allah’ın kendilerine ilettiği vahyi olduğu gibi bizzat kendi nefisleri üzerine geçerli kılmaya ve İletmekle görevli oldukları diğer kimselere ellerinden geldiğince iletmek için çaba göstermeye ve bizzat kendileri de uymaya gayret eden kimselerdirler. Kuran’dan mealen:

- (Kuran) Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir. 69/43


- Eğer o, (Muhammed), bazı laflar uydurup bize iftira etseydi, 69/44


- Elbette onun sağ(elini veya kuvvet)ini alırdık. 69/45


- Sonra onun can damarını keserdik. 69/46


- Sizden hiç kimse buna engel olamazdı 69/47


Görüldüğü, Kuran salt olarak Allah’ın Vahyinden ibarettir, Peygamberin veya herhangi bir yaratığın hiçbir şekilde O’na müdahalesi söz konusu değildir. Allah hiçbir şekilde kendi kelimelerinin müdahaleye uğrayıp değiştirilmesine müsaade etmez. Kuran tamamen Allah’ın kelimelerinden müteşekkil bir kitaptır. Bu müdahale yasağı bazı kimselerin zan ettiği gibi kelimeler üzerinde fiziksel müdahale yasağı manasında değildir. Bir kimse herhangi bir Kuran nüshası üzerinde silgiyle kelime silebilir, kelime çiziktirebilir hatta sayfa koparabilir. Vurgulanan mana Allah’ın din olarak indirmiş olduğu Kitaba ekleme ve Çıkarmalar yapmak suretiyle Allah’ın Din koyma takdirinin yönlendirilmesidir. bu mümkün değildir. Allah’ın din olarak indirdiğine Allah dışında hiç kimse herhangi bir yönlendirme veya değişiklik yapamaz, başka bir ifadeyle Allah din koymada bağımsızdır ve bu bağımsızlığa hiç kimseyi ortak etmediği gibi böyle bir müdahale gücünü de kimseye vermemiştir, Kuran’dan mealen:

- Ve Rabbinin kitabından sana vahyolunanı oku, onun kelimelerini değiştirecek yoktur ve ondan başka bir sığınak da bulamazsın. 18/27

- Andolsun ki senden önceki peygamberler de yalanlanmıştı. Onlar, yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine rağmen sabrettiler, sonunda yardımımız onlara yetişti. Allah'ın kelimelerini değiştirebilecek hiçbir kimse yoktur. Muhakkak ki peygamberlerin haberlerinden bazısı sana da geldi. 6/34


Allah’ın kelimeleri arasına kullar tarafından fiziksel olarak kelime eklenmesi ve çıkarılması halinde. Tahrif edilmiş olan bu din olgusu Allah tarafından kabul gören bir din olmuş olmaz, Kur’an’dan mealen:


— Kim, İslâm'dan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır. 3/85

- Allah nezdinde hak din İslâm'dır. Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonradır ki, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah'ın âyetlerini inkâr edenler bilmelidirler ki Allah'ın hesabı çok çabuktur. 3/19


İnsanlar için, İlk insan olan Adem ve Havva dan sonsuza kadar Allah tarafından geçerli olarak kabul gören din İslam dinidir, Allah bu dini kabul edenlere de Müslüman adını koymuştur, Kur’an’dan mealen:


— Allah uğrunda gerektiği gibi cihad edin! Sizi O seçti, üzerinize dinde hiçbir zorluk da yükletmedi. Haydi babanız İbrahim'in milletine! Bundan önce ve bunda(Kur'an'da) size Müslüman adını o Allah verdi ki peygamber size şahit olsun, siz de bütün insanlara şahitler olasınız. Şu halde namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a sıkı tutunun ki, sahibiniz O'dur. Artık O ne güzel bir sahip, ne güzel bir yardımcıdır. 22/78


Görüldüğü gibi bütün peygamberlere Allah tarafından vahyedilen dinin adı İslam ve bu dini kabul edenlerin tamamının adı Müslüman’dır. Bu dinin sahibi ve koyucusu da Allah’tır. Allah’tan başka din koyucuları kabul edenler, o din koyucuları kendilerine ilah kabul etmiş Müslüman olmayan kimselerdirler. Din bazında bütün karışıklıklar ve bozukluklar bundan kaynaklanmaktadır. Günümüzde buna meydan vermemek için Kur’an’ı İslam dininin tek kaynağı ve tek rehberi kabul etmekten başka bir yol yoktur.  Buna razı olmayan birçok dini kesimler Allah’ın korumasıyla kendi sözlerini Kur’an’ın içine karıştıramayınca veya Kur’an’da tahrifat yapamayınca. Sözlerini Kur’an’ın içeriğine değil de etrafına ördüler, bu durumu kabul ettirmek içinde uydurdukları sözlerini Allah’a ve peygambere mal ettiler, dediler ki bu sözleri peygamber Kur’an vahyi dışında Allah’tan aldı, bazılarımıza bildirdi bizlerde sizlere bildiriyoruz. Allah’a ve Peygambere iftira ile uydurdukları sözler kul sözü olduklarından kaçınılmaz olarak hem kendi aralarında hem de Kur’an ile çelişki (ihtilaf) ihtiva etmektedirler, Kur’an’dan mealen:


- İslâm'a çağırıldığı halde Allah üzerine yalan uydurandan daha zalim kim vardır! Allah, zalimler topluluğunu doğru yola erdirmez. 61/7


— Hâla Kur'an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah'tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda birçok tutarsızlık bulurlardı. 4/82


Görüldüğü gibi, Allah Dini Kitapların sahteliği veya hakikiliği konusunda, metnin çelişkili yani kendi içeriğinde veya kendi dışındaki bilimsel hakikatlerle tutarsız olup olmadığına ölçü olarak dikkat çekmekte ve Kendisine ait olan sözlerin asla çelişki ihtiva etmediğini bildirmektedir, çelişki saçmalıktır ve Allah asla saçmalamaz.


İnsanların çoğu dünyevi maddi menfaatlerinin söz konusu olduğu olaylarda çok hassas olup; kılı kırk yararlar, fakat iş din olunca aynı hassasiyeti göstermezler, onlar için din ciddiyeti olmayan bir kültürdür, bununda ana nedenlerinin en başında Ahiret inançlarının ya zayıf yada olmamasından kaynaklanmaktadır, Ahiret olayı, Allah’ın öncelikle mahkeme kurduğu bir ortamdır, ciddi manada ahiret inancı olup da Allah’ın kendisini bu mahkemede yargılayacağına inanan hiç kimse ahiretle ilgili amellerini ve inancını boş veremeyeceği gibi üstünkörü çelişkili bilgilere dayandıramaz, çelişkiler insan zihnini rahatsız eden şeyler oldukları gibi insana hiçbir şekilde güvence vermezler, İslam dininde kafir tanımı, hakikatleri örten kimse demektir, bu hakikat örtücülüğünün en temel ana nedenlerinden biri İnsanların kendilerine göre inandıkları dünya menfaatlerini, ahiret menfaatlerinin önüne geçirmeleridir, bu kimseler dünyevi maddi veya mevkii menfaat elde etmek için hak hukuk gözetmeye yanaşmazlar, bundan dolayı Kendilerini hak hukuk ölçüsüne davet eden Kur’an’ı kabul etmeye asla razı olmazlar ve Kur’an’dan hoşlanmazlar, Kur’an’dan mealen:


- Onlara bizim açık ayetlerimiz okunduğu zaman, bize kavuşacaklarını ummayanlar dedi ki: Bundan başka bir Kur'an getir veya bunu değiştir. De ki: Onu kendi tarafımdan değiştirmek benim için olacak şey değildir. Ben ancak bana vahy olunana tâbi olurum, başkasına değil. Şüphe yok ki, ben Rabbime isyan edersem büyük bir günün azâbından korkarım. 10/15

İşte böyle ve dikkat edilirse Peygamberin kendisi dahi, Allah tarafından kendisine din olarak vahyedilene tabi olan bir kuldan başkası değildir. Daha öncede belirttiğim gibi Din koymak bir ilahlık olayıdır. Kim kimin koyduğu dini kabul ederse o kimseyi kendisine ilah kabul etmiş olmaktadır. Allah’ın bütün peygamberlere hem kendilerinin inanmaları ve ona uymaları. Hem de diğer kullara tebliğ yapmaları ve bu kulların da ona uymaları için indirmiş olduğu din İslam dini olup, bu dini kabul eden kimseler Allah’ı kendilerine İlah olarak kabul etmiş kimselerdirler. Allah bu kimseleri İndirdiği dine tabi olanlar yani kendisine teslim olanlar manasında Müslümanlar olarak isimlendirmiştir. Peygamber Kur’an’a razı olmayanların tekliflerine uymayınca, teklifi yapanlar, kendi elleri ve dilleriyle, Allah’a ve Peygambere mal ettikleri birçok iftiralar ürettiler, ve dediler ki bu sözler peygamberin sünneti ve hadisleridirler, uydurdukları sözlerdeki çelişkiler ve Kur’an ile olan tutarsızlıkları ortaya çıkınca da bu sözlerinin Kur’an ayetlerini nesh yani iptal edebilme gücünde olduğunu iddia etmekten de çekinmediler. Ürettikleri dogmaları tartışılmaz hakikatler olarak Kur’an’a ölçü yaptılar, örneğin hadi gösterin bize dediler, Kur’an’ın hangi ayetlerinde veya ayetinde farz namazların kaç rekat olduğu belirtilmiştir, böylece Kur’an’ın noksan olduğu ve bu noksanlığın ancak peygamber hadisi olarak uydurdukları sözlerle tamamlanabileceğini iddia ettiler, o zaman onlara şunu sormak lazım, Kur’an’ın tam ve noksansız olduğunu bildiren ayetlerin durumu nedir, veya sizin ileri sürdüğünüz şekilde örneğin Fecir namazını iki rekat veya akşam namazını üç rekat değil de, farz olarak bundan fazla olmak üzere yedi, sekiz veya on rekat kılanların durumu nedir, farz namazı iki rekat kılanlar cennete sekiz, on rekat kılanlar cehenneme mi gidecek, uydurduğunuz din size bunumu emretmektedir. Mezhep şeklinde öbek öbek çeşitli dini topluluklar olduklarından, yalnız Kur’an ile değil, kendi aralarında da şiddetli inanç tartışması içindedirler. Kendilerine Müslüman deseler dahi aralarındaki ayrılıklardan dolayı hem mezhepleri içeriğinde hem de diğer mezheplerle ayrılığa düşüp, dinlerini parça parça etmek suretiyle çeşitli guruplara ayrılmışlardır, bu durum kendilerini rahatsız etmediği gibi, yaptıklarıyla övünüp böbürlenmektedirler, Kur’an’dan mealen:


- Dinlerini parça parça edip guruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir. 6/159


- Ne var ki insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her gurup kendilerinde bulunan (fikir ve davranış) ile sevinip böbürlenmektedirler. 23/53


Kur’an İslam’ına inanan bizleri hadis ve sünnet inkârcıları olarak tanımlamaktadırlar. Halbuki bizler Kur’an’ın İslam dininin öğrenilmesinde yeterli tek kaynak olduğuna inanan kimseleriz, Kur’an dışında Kur’an’a uyan her sözün, adı  ne olursa olsun bizim başımızın üzerinde yeri vardır, ne var ki biz bu sözleri İslam dininin öğrenilmesinde ihtiyaç ve şart kaynaklar olarak görmeyiz, bizim için İslam dininin öğrenilmesinde yeterli ve şart kaynak yalnız ve yalnız Kur’an’dır, bunun böylece kabulü İslam dininde İnanç birliğinin sağlanması için olmazsa olmaz şarttır. Hadis adı altındaki sözleri din olarak benimseyenlere şunu sormak lazım. Kendi mezhebiniz dışındaki hadis külliyatlarını ret etmekle. En temel hadis inkârcıları konumunda olanlar sizler değil misiniz? Yoksa sizler, aslında hadislere değil de hadis veya sünnet dini adı altında bizzat kendi ellerinizle ve dilinizle Kurduğunuz Kur’an dışı dine davet eden kimseler olmayasınız.


Hadi hep beraber bakalım, İslam Dini adı altında ortaya çıkan aşağıdaki oluşumlar ve neticeleri kime aittir, bu oluşumlar sizlere tanıdık geliyor mu, Şöyle ki:

1- Seçilmiş Devlet Başkanı yerine babadan oğul’a devreden Kraliyet.
2- Kur’an yerine, rivayetler, keyfi şahıs sözleri, felsefi görüşler ve tağuti uygulamalar.
3- İslâm birliği yerine, mezhepler ve fırkalar.

4- Mescit yerine, tekke ve zaviyeler.

5- Açık Kur’an öğretisi yerine, batini öğreti.

6- İslâm ümmetçiliği yerine ırkçılık.

7- Takva ile üstünlük yerine, soy sop üstünlüğü.

8- Namaz yerine, sema, raks ve çalgı aletleri.

9- Kabe yerine, türbelerin tavaf edilmesi.

10- Allah'a iman ve Allah’ın birliği yerine, Kutup, Gavs, kırklar, Yediler, Evtad v.s. Telakki edilen kimseler.

11- Zekat ve Sadakalar yerine, Sofistlere vakıf tahsisi ve mali destek.

12- Helal ticari kazanç yerine, faizcilik ve karaborsacılık.

13- Aktif, adaletli ve çalışkan toplum yerine, hak gözetmeyen pasif ve tembel toplum.

14- Yaratılış ve yaratıklar üzerine açık ve müspet düşünen toplum yerine, düşünceden kaçan, akletmeyen, boş hayaller kuran fertler toplumu.

15- Meşru müdafaa üzerine kurulu, af ve barışa teşvik eden İslam cihadı yerine, haksız saldırılar ve çapulculuk.

16- Allah’ın korumasını isteme yerine nazarlıklar, muskalar, kullar v.s. den medet ve koruma ummak.

17- Allah’a istiane yerine, kullara istiane.

18- Peygamber yerine, Rivayet imamları, Mehdi iddiaları, şu kadar surede şu şahıs geldi veya İsa Peygamber gelecek v.s. gibisinden, insanların kurtuluş için Kuran'a umut besleme morallerini kırma amaçlı iddialar.

19- Allah’ın tevhidi; birliği yerine, kulların ilahlık iddiaları.

20- Aklı önemseme ve kullanma yerine, aklı küçümseme ve ret etme.

21- Gayba iman yerine, gayb konusunda keyfi iddialar ve falcılık.

22- Açık ve adil İlahi adalet yerine, zorbaların ve diktatör yöneticilerin tağuti ve keyfi kararları.


Gelin hepimiz dini Allah’a has kılalım, Ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım, Allah’ı bırakıp, kimimiz, kimimizi ilah edinmek suretiyle Allah’a şirk koşmasın, hep birlikte Dinde tek kaynak olarak Kur’an’a iman edip, inancımızda ve amellerimizde Kur’an’ı tek rehber edinen gerçek Müslümanlar olalım.
Peygamberin tebliğle görevlendirildiği tek kitap Kur’an’dır. Kur’an dışında yer alan bilgiler değildir. Durum bu olunca da İslam dininde hiç kimsenin Kur’an dışı bilgilerden oluşmuş dini bir sorumluluğu yoktur, Kur’an derli toplu apaçık ve çelişkisiz bir kitaptır, kimlere ve hangi mezhebe ait olursa olsun Kur’an dışında iddia edilen dini bilgiler, dağınık, muammalı ve çelişkili bilgilerdirler. Kur’an’ı peygambere vahy eden tek ilah Allah’tır ve Allah’ın Kur’an dışında. Kur’an vahyini iptal edecek veya Kur’an vahyine rakip olacak, Kur’an karşıtı çelişkili vahiy indirmesi söz konusu olamaz. Hal böyle olunca, size sormak lazım Kur’an karşıtı olarak elinizde bulunan çelişkili ve muammalı dini bilgilerin İlahı kimdir, siz böyle bir ilaha şahitlik etseniz dahi, peygamberin böyle bir duruma şahitlik etmediği gibi bizlerde şahitlik etmeyiz. Kur’an’dan mealen:

- De ki: Hangi şey, şahadetçe daha büyüktür. De ki: Allah Teâlâ benimle sizin aranızda hakkıyla şahittir ve bana bu Kur'an vahyolundu ki sizleri ve erişeceği kimseleri onunla uyarayım. Ya siz Allah Teâlâ ile berâber başka ilâhlarda olduğuna şâhitlik mi edersiniz?. De ki: Ben şâhitlik etmem. De ki: O ancak bir tek İlahtır . Ve muhakkak ben sizin ortak koştuklarınızdan tamamen uzağım. 6/19


Gelin hep birlikte Dini Allah’a Has kılalım. Kur’an’da öğretilen Kur’an İslam’ında inanç birliği sağlayalım. Asırlardır süregelen ve İslam dini adına oluşturulmuş inanç batağından kurtulalım, İslam dini dendiğinde bizlerde herkeste aynı şeyi anlasın, İslam diniyle ismen dahi olsa ilgisi olmayan kimselerin, İslam dendiğinde hangi İslam sorusuna muhatap olmayalım, İnanç olarak hepimiz tek renk olalım, Kur’an’dan mealen:


— Allah’ın boyası (ile boyan). Allah'ın boyasından daha güzel boyası olan kimdir? Biz ancak O'na kulluk ederiz. 2/138


— Hep birlikte Allah'ın ipine (İslam'a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişiler idiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O'nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız. 3/103


— Kim izzet ve şeref istiyor idiyse, bilsin ki, izzet ve şerefin hepsi Allah'ındır. O'na ancak güzel sözler yükselir (ulaşır). Onları da Allah'a amel-i salih ulaştırır. Kötülüklerle tuzak kuranlara gelince, onlar için çetin bir azap vardır ve onların tuzağı bozulur. 35/10


İnsanların ellerinden geldiğince siyasi ve dini büyük topluluklar oluşturdukları bir zamanda Müslüman olduğunuzu söyleyen, Kur’an’a rağmen, Kur’an dışı ve Kur’an karşıtı sözlere bağlılık göstermek suretiyle Mezhep adı altında. Aslında geçmiştekilerin çelişkili ve tutarsız sözlerinden din oluşturmak suretiyle, küçük ve bölük pörçük guruplara ayrılmış olan sizler, gelin hep beraber Kur’an’ı İslam dinini öğrenmede kendimize ve tebliğ yaptığımız diğer insanlara Tek Kaynak ve Tek Rehber edinelim. Böylece hep beraber, Dini Allah’a Has kılmak suretiyle, Allah’ın razı olduğu şekilde İnanalım, bu birliğimiz İnsanlık için tehdit de olmamalıdır, İslam barış dinidir, İnsanlık için gerçek barışın sağlanmasında kendimiz örnek olalım, bunun içinde Müminler olarak öncelikle kendimizin birlik olup barış dinine girmemize ihtiyaç vardır, Kur’an’dan mealen:


- Ey imân edenler!. Hepiniz toptan barışa giriniz. Ve şeytanın adımlarına uymayınız. Şüphe yok ki o sizin için apaçık bir düşmandır. 2/208


— İmdi size bunca deliller geldikten sonra yine kayarsanız, artık biliniz ki. Allah Teâlâ şüphesiz azizdir, hakimdir. 2/209


Unutmayın Müslüman olmasalar dahi barış isteyen herkesle barış yapmak İslam dininde Allah’ın emridir, Kur’an’dan mealen:


— Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de ona yanaş ve Allah'a tevekkül et, çünkü O işitendir, bilendir. 8/61


Fereç HÜDÜR