ANASAYFA

  ÖZ GEÇMİŞİM

KUR'AN IŞIĞINDA DÜŞÜNMEK

ZULKARNEYN KISSASI

NEFS VE RUH KAVRAMLARI

İSLAM BARIŞ DİNİDİR

KADER NEDİR SORUMLULUK KİME AİTTİR

KARDEŞ KARDEŞE EVLİLİK OLMADAN ÇOĞALMA

MÜSLÜMANLIK MÜMİNLİK HANİFLİK

DİNİ ALLAH'A HAS KILMAK

KURANDA SALAT KAVRAMI VE NAMAZ

SÜNNET ETMEK ALLAH'IN YARATIŞINI DEĞİŞTİRMEDİR

HADİSLER HIRİSTİYANLIK VE SELMAN RÜŞTÜ

KUR'AN KORUNMUŞTUR

KUR'AN DIŞI OLUŞUMLARIN NETİCELERİ

İSLAM DİNİNİN ÖĞRENİLMESİNDE KAYNAK SORUNU

KUR'AN'A GÖRE KÖLELİK

KUR'AN'A GÖRE RESÛL VE NEBİ KAVRAMLARI

AVRUPADAN KUR'AN'A GÜZEL YAKLAŞIMLAR

KUR'AN AÇISINDAN DİNLER ARASI DİYALOG

SULARI KARIŞMAYAN DENİZLER VE MERCAN KONUSU

KUR'AN'A YAPILAN SAYISAL İTİRAZLARA CEVAP

ATEİSTLERİN 97 SORUSUNA KUR'AN'DAN CEVAPLAR

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                

KURAN'A, YAPILAN SAYISAL İTİRAZLAR

Selam,
İnsanların İlim elde etmek için biri sayısal diğeri de sözel olmak üzere temel iki versiyonu vardır, sözel olanı insanlar kendi inançlarına göre veya kendi inanç açılarına göre doğru veya yanlış anlayabilirler, böylece iki anlayış meydana gelmiş olur. Din bazında sözel metinler kabul ve ret ağırlıklıdır, sayısal kapsamlı versiyonlarda işin içine matematik girdiğinden doğru neticeler hiç kimseye ikinci bir seçenek şansı bırakmaz, zira matematik şahsi yorumlara kapalı olduğundan evirilip çevrilmeye, tabiri caizse lastik gibi çekilmeye müsait değildir, sözelde yanlışı savunan kimseler hakikatlere göz yumup ömür boyu iddialarında diretebilirler, fakat sayısalda sayısal veriler veya bu verilerle işlem yapmak suretiyle doğru netice almak söz konusu olunca, mevcut verileri ve bu verilere dayalı bulunan doğru neticeleri hiç kimse ne geveleyebilir nede istismar edip üstünü örtebilir, örneğin sayısal veri olarak bir sayısı her zaman bir iki sayısı her zaman ikidir, işlem olarak iki kere iki her zaman dörttür v.s. İnancı ne olursa olsun bunun dışında söz söyleyen ya aklını kaybetmiştir yada matematikle arası iyi değildir, yada yetersizdir. Bu hususları konu etmemin nedeni, şöyle ki:

KURAN VE SAYISAL

Bilindiği gibi Kuran içinde Matematiksel veriler bulunan sözel bir metindir, Allah kelamı olması hesabıyla Matematik veriler dahil sıfır hata içeren bir kitap olması kaçınılmaz bir zorunluluktur, bir çok web sitesinde , özellikle sayısal miras verileri konusunda bir takım hesaplar yapılmakta ve Matematiğin Kuran’ı doğrulamadığı ileri sürülmektedir, bu iddiaları yapanların hesap tarzını ve vardığı neticeleri okuyunca gayri ihtiyari gülümsemekten kendimi alamadım, zira inanç bir tarafa, Ben meslek olarak Muhasebeciyim, rakamlar dünyasıyla aram iyidir, Kuran’ın Miras bölüşümü öğretisi, mesleği hesap işleri olmayan bir kimsenin dahi kolayca anlayacağı tarzda net ve yalındır, buna rağmen Kuran da matematiksel hata iddia edenler, bunu nasıl görememektedirler bu durum gerçekten bana ilginç geldi, şöyle ki:
 

Kûran’a göre miras paylaşımında paylaşıma esas olan, Mirasçıların bir birlerine karşı olan oransal pay haklarıdır, örneğin biri bir hisse alırken, diğeri yarım hisseye hak kazanabilir, bunu bu şekilde anlamayan kimseler miras paylarını, mirasın paylara bölüşümü şeklinde anlayarak yanılmaktadırlar, bu durum yalnız mirasta değil hissedar sayısı ve hisse oranları belli olmayan bütün maddi değer bölüşümle rinde bölüşümün paylaşımı iştirakçilerin bir birlerine karşı pay güçleri oranlarına göre yapılır, Kûran’da da anlatılan bu paylaşım şeklidir, bunu anlamadıktan sonra Kûran’da miras paylaşımıyla ilgili olarak anlatılanı anlamak mümkün değildir, Şöyle ki:
Mirasla ilgili olarak Kuran’dan mealen:

-
Allah size, çocuklarınız alacağı miras) hakkında, erkeğe kadının payının iki katını tavsiye eder. (Çocuklar) ikiden fazla kadın iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer (çocuk) yalnız bir kadınsa (mirasın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, bıraktığı mirasta ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının payı altıda birdir. (Bu hükümler, ölenin) Yapacağı vasiyetten, ya da borcundan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan, hangisinin fayda bakımından size daha yakın olduğunu bilmezsiniz. Bunlar, Allah'ın koyduğu haklardır. Şüphesiz Allah bilendir, hikmet sahibidir. 4/11

- Eğer çocukları yoksa, eşlerinizin yapacakları vasiyetten ve borçtan sonra bıraktıkları mirasın yarısı sizindir. Çocukları varsa, bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Sizin de çocuğunuz yoksa, yapacağınız vasiyet ve borçtan sonra bıraktığınızın dörtte biri, onlarındır; çocuğunuz varsa bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Eğer miras bırakan erkek veya kadının evladı ve ana babası olmayıp bir erkek veya bir kız kardeşi varsa, her birine altıda bir düşer. Bundan fazla iseler, üçte bire ortaktırlar. (Bu taksim) Zarar verici olmayan vasiyet ve borçtan sonra (uygulanır). Bunlar, Allah'tan (size) vasiyettir. Allah bilendir, halimdir. 4/12

- Senden fetva istiyorlar. De ki: Allah size ana-babasız ve çocuksuz kişinin mirası hakkında hükmünü şöyle açıklıyor: Ölen kişinin çocuğu yok, bir kız kardeşi varsa, bıraktığı malın yarısı o (kız kardeşi)nindir. Fakat kendisi, (ölen) kız kardeşinin çocuğu yoksa, onun mirasını (tamamen) alır. Eğer (ölenin) iki kız kardeşi varsa, bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Ve eğer (varisler) erkek kadın birçok kardeşler olursa, erkeğe, iki kadının payı kadar (pay) verilir. Şaşırırsınız diye Allah size (hükmünü) açıklıyor. Allah, her şeyi bilir. 4/176

- Birinize ölüm yaklaştığı zaman eğer fazla bir mal terk edecekse anasına, babasına ve en yakın akrabalarına uygun bir şekilde vasiyette bulunması farz kılınmıştır. Bu takva sahipleri üzerine tereddüp eden bir borçtur. 2/180

- Erkekler için baba ile ananın ve en yakınların bıraktıklarından bir pay vardır ve kadınlar için de baba ile ananın ve en yakınların bıraktıklarından bir pay vardır. O bırakılandan az olsun çok olsun farz kılınmış bir nasip vardır. 4/7

-Tereke taksim edilirken uzak akrabalar yetimler ve yoksullar da hazır bulunurlarsa ondan onları da rızıklandırınız ve onlara güzel sözlerde söyleyiniz. 4/8

- Sizden vefat edip de eşlerini terk edenlere eşleri için bir seneye kadar evlerinden çıkmamak üzere bir meta vasiyet etmiş bulunmalıdırlar. Şayet eşler çıkarlarsa onların kendi nefisleri hakkında meşru şekilde yapacakları şeyden dolayı sizin üzerinize bir günah yüklenmez. Ve Allah Teâlâ azizdir, hakimdir. 2/240

Bu verilere göre mirası hesaplamak:

1- Mal varlığı sahibi olup Dünya’da hiçbir akrabası veya yakını olmayan bir şahsın vasiyet bırakmadan vefat ettiğini var sayalım, bu durumda bıraktığı mal sahipsiz mal olarak, 4 Nisa 8 belirtilen kimselere dağıtılır.Vasiyet yoksa ve Mirasçılar var ise Kuran,da Mirastan hak alma payları belli olanların hakları ödendikten sonra bir fazlalık kalır ise yine bu fazlalık 4 Nisa 8 e göre dağıtılır, burada oran söz konusu olamaz zira bunların arasında zengin olanı, orta halli olanı veya fakir ve borçlu olanı vardır, dağıtımda buna göre durum değerlendirmesi yapılır, fakat sayısal belli paylarda kişinin maddi durumu dikkate alınmaz.

2- Sayısal oranlı bölüşüm: bu bölüşümde hesap yapma mantığını anlatmak için kolay bir örnek vereceğim, bu anlaşılırsa bu esasa göre akla gelebilecek bütün mirasçı oluşumlarını mirası paylaştırmak çok kolaydır, bu bölüşümde hiçbir zaman miras hissedarlar bazında açık veya noksanlık vermez, mirasçıların bazıları hisselerini oranları dahilinde paylarını alırken diğer oranlı hak sahipleri paysız kalmazlar, örneğin. Malvarlığı sahibi olup vefat eden bir kimse mirasçı olarak 1 oğlu ve 1 kızı bulunmaktadır, borçları ödendikten ve vasiyeti yerine getirildikten sonra 27.000.- YTL mirası bulunmaktadır, bu mirası oğlu ve kızı arasında 4 Nisa 11 göre paylaştıracak olursak 27.000.YTL yi 3 paya bölerek erkek çocuğa 2 pay tutarı 18.000.- YTL tutarında mirastan pay veririz, kız çocuğuna da bunun yarısı olan 1 pay tutarı 9.000.- YTL tutarında mirastan pay verdiğimizde miras tam olarak bölüştürülmüş olur. Parmak hesabı olan bu çözüm basit bir paylaştırmadır, karşılaşa bileceğimiz diğer bütün Miras oluşumlarında kullanılmak üzere bu bölüşümü Kesir işlemleri şeklinde ifade edelim, ve görülecektir ki ne kimse nin hakkı yenmiş nede kimse hakkettiği mirastan mahrum kalmış olur. Şöyle ki:

Erkek çocuğun payı 2 olduğundan bunu 2/1 şeklinde kız çocuğun payı 1 olduğundan bunu da 1/1 şeklinde ifade edebiliriz, bu iki kesri topladığımızda 2/1 + 1/1 = 3/1 = 3 olmuş olur, dikkat edilirse pay paydanın üç mislidir, böyle olması da gerekir, pay adı üstünde payları temsil eder payda ise paylar belirleme sabitidir, herhangi bir bütünün paylara bölüşümü değildir, yapılan itirazlarda ( (2/3)+(1/6)+(1/6)+(1/8 )= 27/24 = 1,125 bulunur! (Halbuki 1,0 olması gerekirdi!..) denmektedir, bu ifade ise kökten hatalıdır, başta verdiğim örnekte 1,125 bir taraf, pay paydanın 3 mislidir ve hiçbir olumsuzlukta yoktur, böyle bir hata yapmaları paydayı miras sabiti değil de mirasın bölüşümü zannetmeleridir, Paydayı onların ele aldığı 24 rakamına göre ele alalım, bu durumda Erkek Çocuğun Hissesi 2/1 den 48/24, Kız çocuğun ki 24/24 bunları da toplarsak 48/24 + 24/24 = 72/24 bulunmuş olur, kalan miras 27.000.- YTL idi, 27.000.- : 72 = 375.- YTL 24 taban sabitine göre 1 Paya düşen miras olur, bundan da Erkek Çocuk için 375.- x 48 = 18.000.- YTL, Kız Çocuğu için 375.- X 24 = 9.000.- YTL miras hakkı elde edilir, bunları da toplarsak 18.000.- + 9.000.- = 27.000.- YTL görüldüğü gibi pay paydanın tam 3 misli olmasına rağmen, baştaki parmak hesabıyla, kesirsel hesap aynı noktada birleşti, zaten bundan farklı olması da mümkün değil, şimdi karşıt iddiayı yapanlara sormak lazım pay ile payda arasında pay lehine 3misli bulunması payların adaletli dağıtılmasında bir aykırılık oluşturmuyorsa, pay lehine bundan da küçük olarak bulduğunuz 1,125 lik misli nasıl bir bozukluğa yol açmaktadır, neticenin 1,0 olması gerektiği iddianız hatalıdır, bunda yanılmanızın nedeni paydayı mirası bölen bir faktör olarak görmenizdir, halbuki bu işlemlerde payda değişik payların bir birine göre oranını belirleme aracıdır, şöyle bir misal versem umarım ne dediğim kolayca anlaşılır, Erkek Çocuğun payı 2 veya 2/1 dir, Kız Çocuğun payı 1 veya 1/1 dir, bu duruma göre iddia ettiğiniz gibi, payda mirasın bölünmesini temsil ediyorsa, kız çocuğu bütün mirası almış olacağından, ondan 2 misli fazla alması gereken Erkek çocuğa hiçbir şey kalmış olmaz. Hal bu ki, Muhasebe açısından durum hiçte öyle değildir.

Şimdi yapılan iddiayı bir bütün olarak ele alalım, Şöyle ki:

“Bu ayetlere göre varsayalım ki, bir adam öldü ve geride üç kız evlat, bir ana, bir baba ve eşini bıraktı.. Yukarıdaki ayetlere göre miras paylaşımı şöyle olacaktır:

Üç kız evlada mirasın 2/3'ü, ana ve babanın her birine 1/6, karısına 1/8 kalacaktır.

Bu durumu, matematiksel olarak hesaplarsak:

(2/3)+(1/6)+(1/6)+(1/8 )= 27/24 = 1,125 bulunur! (Halbuki 1,0 olması gerekirdi!..)

Bu sonuç Kur'an'da verilen oranların hatalı olduğunu göstermektedir. Çünkü mirasın %112,5 u mirasçılara dağıtılamaz. Böyle %100'ün üstünde bir dağıtım yapmak imkansızdır.” demektedirler.

Daha önce Göstermeye çalıştığım çözüm şekline göre, yukarıdaki örneğin çözümü: Borçların ödenmesinden ve yapılan vasiyetin yerine getirilmesinden sonra yine 27.000.- YTL’lik bir miras kaldığını farz edelim, zira bir miras kalmalı ki bölüştürmek mümkün olsun, aksi taktirde olmayan şeyin bölüşümü bir mana ifade etmez, şöyle ki:
2/3)+(1/6)+(1/6)+(1/8 )= 27/24 = 1,125 veya
(16/24) + (4/24) + (4/24) + (3/24) = 27/24 = 1,125 bu duruma göre miras taksimi,
27.000.- : 27 = 1.000.- YTL , bundan da,

Kız Evlatlara 16 x 1.000.- = 16.000.- YTL
Babaya           4 x 1.000.- =  4.000.- YTL
Anaya            4 x 1.000.- =  4.000.- YTL
Karısına          3 x 1.000.- =  3.000.- YTL
T O P L A M = 27.000.- YTL bulunur böylece herkeste hakkını almış olur.

Bir diğer örnek verelim, diyerek aşağıdaki örneği vermekteler:
Bir adam ölür ve geride anası, karısı ve iki kız kardeşi kalır. Kuran’ın yukarıda verilen ilgili miras ayetlerine göre; ana’ya mirasın 1/3’ü, karısına mirasın 1/4’ü, iki kardeşe de toplam 2/3’ü kalacaktır:

Hesap yapalım:

(1/3) + (1/4) + (2/3) = 1,25 !..

Burada da , miras paylaşılıyor, paylar toplanınca, mirastan daha büyük %25 daha büyük çıkıyor!..
Allah-varsa eğer- bu kadar hesap bilmez olabilir mi? Bu yanlış paylaşım oranları ile dolu ayeti Allah göndermeyeceğine göre,
Muhammed kendisi yazmış olmaktadır.. Diyerek şöylece de Not düşmektedir:

“Not: Okul önlerinde, Allah’ın örtünme emri gerekçesi ile, “başörtüsü eylemi” yapan bayanların; inandıkları Allah’tan gelmiş olduğuna inandıkları Kuran’ın bu ayetlerine göre, medeni kanunun miras haklarını kendi aleyhine düzenlemesi için eylem yapmalarını, bir erkek olarak arzu ederim.. (:>>

(Malum, bu ayetlere göre erkekler daha avantajlı da..)” demektedirler.

Sayısalla ilgili iddialarının doğru çözümü şu şekildedir:
(1/3) + (1/4) + (2/3) = (4/12) + (3/12) + (8/12) = 15/12 buraya kadar mutabıkız, fakat bundan sonrasının doğru çözümü onların iddia ettiği şekilde olmayıp, şu şekilde olmalıdır, farz edelim ki miras bırakan şahsın borçları ve vasiyeti yerine geldikten sonra 30.000.- YTL tutarında miras kalmış olsun, bu duruma göre:

30.000 : 15 = 2.000.- YTL bundan da

Anasına ;            4 X 2.000.- =  8.000.- YTL
Karısına              3 X 2.000.- =  6.000.- YTL
İki kız Kardeşe    8 X 2.000.- =
16.000.- YTL
                              TOPLAM
30.000.
- YTL

(Not: Verdikleri örnekte Mirasçılar ve pay oranları Kuran’a uygun değildir, konuyu taşırmamak için bunu konu etmiyorum, zira bu hatalarının, Muhasebe tekniği açısından çözüm yolu üzerinde bir etkisi yoktur.)

Miras konusundaki Kesirli işlemlerde, Payların manası yukarıdaki çözümde açıkça görünmektedir, bu işlemlerde paydanın paylar toplamından küçük olması, mirasın bu fark oranına göre açık verdiği manasına gelmez, en başta verdiğim iki kardeş örneğinde kesirler toplamı 3/1 idi, buna rağmen bir kişi çıkıp ta miras açık vermektedir diye bilir mi,
böyle bir iddiayı parmak hesabı dahi çürütmeye yeterlidir.

Konuyu daha da vurgulamak için 30.000.- YTL'lik miras örneğini, değişik bir çözümle de izah edeyim, şöyle ki: Paydayı 12 ye eşitleyerek çözüme gitmek kolayca mümkün ise de, farz edelim ki mirasçılar buna itiraz ederek, bunlardan Anası ve Kız kardeşleri bezim mirasımıza esas olan 3 paydalı esasa göre işlem yapılarak, 1/3 ve 2/3 oranlarına göre paylarımızı almak isteriz demiş olsalar, o zaman şöylece işlem yaparız:

Paydaları 3’e eşitlemek için, 1/4 ile ilgili olarak 4 paydasına göre pay 1 olursa, 3 paydasına göre 1 kaç olur, bundan da (3 x 1) : 4 = 0,75 bulunur. Bundan da:

(1/3) + (1/4) + (2/3) = (1/3) + (0,75/3) + (2/3) = 3,75/3 bulunur, bulunan 3 tabanlı esasa göre,

30.000 : 3,75= 8.000.- YTL bundan da

Anasına ;                   1,00  X  8.000.- =   8.000.- YTL
Karısına                     0,75  X  8,000.- =   6.000.- YTL
İki kız Kardeşe           2,00  X  8.000.- =
16.000.- YTL
                                        TOPLAM    
30.000.-
YTL

Görüldüğü gibi mirasçıların alacakları miras tutarlarında hiçbir değişiklik meydana gelmedi. Aslında konu basittir fakat yine anlamadım diyen olursa daha da kolay bir yoldan işlemi yapalım, Miras ile ilgili olarak 4 Nisa 11-12-172 belirtilen pay oranları çesitli mirasçılara ait olmak üzere 2/3, ½, 1/6, 1/3, ¼, 1/8, dir, Ayetlerde akrabalıkta yakınlığa göre Mirasa katılan bir kişi, diğer bir kişinin mirastan pay almasını engellemesine rağmen, Mirasın dağıtım işlemini göstermek için biz bunu dikkate almadan, bütün pay oranlarına sahip kimselerin pay almak üzere mirasa katıldıklarını farz ederek işlem yapalım, bu şekilde bir tercihte bulunmamın nedeni, oranlar bazında mirasa katılanların çeşitliliğin işlem yolu üzerinde bir tesirinin bulunmadığını göstermek içindir, şöyle ki:

MİRASÇILAR MİRAS PAYI

A Şahsı ......................... 2/3 Eşittir 0,6667

B Şahsı ........................ ½ “ 0,5000

C Şahsı ....................... 1/6 “ 0,1667

Ç Şahsı ....................... 1/3 “ 0,3333

D Şahsı ........................ ¼ “ 0,2500

E Şahsı ........................ 1/8 “ 0,1250

TOPLAM 2,0417 Mirasçıların payları toplamı,

Mirasçılara Borçlardan ve Vasiyetten sonra 5.410.505.- YTL miras kaldığını farz edelim, bu duruma göre:

5.410.505.- : 2,0417 = 2.650.000.- paylar kat sayısını buluruz, bundan da:

MİRASÇILAR % Payı Kat Sayısı MİRASTAN ALACAĞI

A Şahsı ............ 0,6667 X 2.650.000.- = 1.766.755.- YTL

B Şahsı ............ 0,5000 X 2.650.000.- = 1.325.000.- YTL

C Şahsı ............ 0,1667 X 2.650.000.- = 441.755.- YTL

Ç Şahsı ............ 0,3333 X 2.650.000.- =  883.245.- YTL

D Şahsı ............ 0,2500 X 2.650.000.- =  662.500.- YTL

E Şahsı ........... 0,1250 X 2.650.000.- =   331.250.- YTL

MİRASÇILARA DAĞITILAN TOPLAM 5.410.505.- YTL

Görüldüğü gibi örnek olsun diye mirasa katılanlar keyfi bir şekilde rast gele mirasçı seçilmelerine Rağmen Hak Ettikleri Miras Payları oranında tam olarak her birisi mirasını almış olmasına rağmen mirasta Ne bir Fazlalık Nede Noksanlık meydana geldi, Mirasta Noksanlık meydana gelmiş olsaydı bu bir çelişki olurdu, bunun mümkün olmadığını sizlerde çesitli örneklerle test edebilirsiniz, Fazlalık durumunda başka bir ifadeyle hiçbir mirasçısı olmayan Mal sahibi bir kimse vefat ederse veya Mirasçısı az olup o mirasçıya tanınan pay oranına göre hakkı ödendikten sonra arta kalan bir mal olursa 4 Nisa 8 göre mirasın dağıtımını yapmak mümkündür, bu da olmazsa Malın Beytülmale kalacağı belli bir husustur.

Not olarak, Şu şekilde yaptıkları iddiaya gelince:
“Not: Okul önlerinde, Allah’ın örtünme emri gerekçesi ile, “başörtüsü eylemi” yapan bayanların; inandıkları Allah’tan gelmiş olduğuna inandıkları Kuran’ın bu ayetlerine göre, medeni kanunun miras haklarını kendi aleyhine düzenlemesi için eylem yapmalarını, bir erkek olarak arzu ederim.. (:>>
(Malum, bu ayetlere göre erkekler daha avantajlı da..)” demeleri,
Bu şekilde düşünmeleri bu husustaki Kuran öğretisini anlamamış olmalarından kaynaklanmaktadır, Şöyle ki: Kuran öğretisine göre Evin geçim yükü tamamen Erkeğin üzerindedir, Bayan Eş Maddi varlık sahibi olsa dahi, kendi geçimi dahil Evin geçimiyle ilgili olarak tek kuruş harcamak zorunda değildir, bu durumda Erkeğe Kadından daha fazla maddi avantaj sağlanması adalete aykırı değildir, ayrıca Mirasla ilgili ayetlerdeki pay esaslı öğreti
Tavsiye nitelikli bir farzdır, ve takıntılarda çözüm öğretici ayetlerdir, bu öğretinin adaletten ayrılmamak için temel faydası vardır, Miras bırakacak kimse bu ölçüleri dikkate alarak Mirasçılar için istediği gibi mirastan pay tavsiye edebilir, zira hayatta istisnai durumlar yok değildir, örneğin borç altında bir oğlu veya diğer bir akrabası varsa burada Vasiyet büyük bir önem arz etmektedir, bu vasiyeti yaparken tek eşlilikteki durumu ve diğer oranlı paylaşımlardaki tavsiye edilen oranları dikkate alması adaletten ayrılmaması için kendisine yol göstericidir, En nihayet konu bir kişinin sahip olduğu Maddi varlıktır, kişi bu varlığı üzerinde ölmeden önce istediği gibi tasarrufta buluna bilir, istediğine mal verir veya vermez, Mirasta bunu gibidir, İş ki Kuran'da Mirasla ilgili olarak, Farz nitelikli Tavsiye edilen ve Öğretilen hususları göz önünde bulundursun böylece adaletten ayrılmamasın, Zaten Miras ayetlerinin farz nitelikli tavsiye ve yol gösterici nitelikli olmasında esas itibariyle söz konusu olan budur.
Baş Örtüsü konusunu ki taşlamanıza gelince, bunda da derin bir yanılgı içerisinde bulunmaktasınız, bunu görebilmeniz için kısmi dahi olsa, bugün için Kuran esaslarını yaşantılarında uygulamaya çalışan kimselerin, aile bazında yaş ortalamalarına bakınız, genç nüfus ortalaması kimde bulunmaktadır bu matematiksel bir konu olduğundan bulunan neticede tereddüt olmaz, Ailenin veya herhangi bir toplumun yaşlı ağırlıklı olması o Ailenin veya Toplumun ölümü demektir, Nüfus Ortalamasının Genç ağırlıklı olması ise sağlıklı gelişen bir ağacın dinç meyvelerine benzer, İyi ağaçta kötü ağaçta meyvesinden belli olur, bundan ötesi boş laftır.

Kuran esaslı miras paylaşımını elimden geldiğinin en kolay şekliyle anlatmaya çalıştım, bunun içinde en başta gösterdiğim örnekte biri kız diğeri erkek iki mirasçının kesirsel paylarının yapılan
1,125 lik iddianın daha ötesinde 3.00 olarak nasıl paydadan farklı oluştuğunu buna rağmen miras bölüşümü nün Muhasebe tekniği açısından kesir esaslı olarak ta hiçbir açığa neden olmadan kolayca yapılabileceğini gösterdim, bundan da Kuran'da hiçbir Matematiksel hata olmadığını Matematiksel verilerle ortaya koymaya özen gösterdim.

Bu tür iddiaları yapanların diğer bazı iddialarına baktım, bu iddiaların bana göre aslında üzerlerinde çalışma gerektirmeyen basit ve temelsiz iddialar olduğunu gördüm, Şöyle ki:

1- İddialarında gök ve yerin yaratılışı 6 günde değil, 8 günde olduğunu söylemeleri,
Araf /7:54 Yunus/10:3 Hud/11:7 Furkan/25:59 ayetlerinde Yer ve göğün 6 günde yaratıldığını belirtildiği, buna rağmen,
Fussilet/41:9 da yerin iki günde yaratıldığının belirtildiğini,
Fussilet/41:10 da gıdaların dört günde takdir edildiğini,
Fussilet/41/12 de iki günde yedi gök yaratıldığını, Ayet Meallerini yazarak belirtmektedirler ve hesap yapalım demektedirler, Şöyle ki:

“2 gün (yer) + 4 (gıdaların oluşumu) +2 (gökler) = 8 Gün (6 değil!..)
Muhammed’in ya hesabı zayıftı, ya da Kuran’ı yazarken daha önce ne söylediğini unutuyor ve böylece çelişkili ayetler okuyordu..” iddiasında bulunmaktadırlar,
Bu ise saçma bir iddiadır, zira kısımların yapılışını ayrı ayrı zaman sıralaması şeklinde zannetmektedirler bu ise yanılgıdır, bir zaman sürecinde zamansal olarak birlikte iç içe yapılanma olan işler çoktur, Şöyle ki: bir arabanın altı günde bittiğini, bir atölyede 4 gün içimde motor, motor yapılırken de diğer atölyede aynı zamanda 2 günde koltuklar, yapıldığını koltuk ve motor hazır olunca da (umarım örneği anlamayıp, şase mase ne oldu diye soran olmaz) 2 günde monte yapılarak böylece altı günde arabanın bittiğini farz edersek, motor ve koltukların aynı zaman içerisinde bir birinden farklı atölyelerde farklı süreçlerde yapılması 2 günlük monte süresiyle birlikte arabanın altı günde bitmesine neden aykırı olsun, Allah’ın yaratmasını fabrikasyon işler gibi yaratmaktan tenzih ederim, ben sadece Kul işlerinde bile olabilirliği göstermeye çalıştım.

2- Diğer bir iddialarında,
Hacc/22/47 de 1 gün 1000 yıl,
Mearic/70: de1 gün 50.000,- yıl diyerek meal de yazmak suretiyle hangisi doğru diye sormakta ve bunun bir çelişki olduğunu iddia etmektedirler.
Sanırım gündemde ki en popüler fenni konuların başında zamanın izafiliği konusu gelmektedir, bu iddiaları yapanlar biraz bu görüşlerle ilgilenseler, değişik bir görüş açısı elde edip, iddialarının tutarsızlığını görebilirler, kendi şahsi görüşüm olarak onlara şöyle bir örnek verebilirim, zamanı ışığa benzetmek suretiyle üç oda farz edelim, birinci odada 1.- mumluk bir ampul yanmakta, ikinci odada 1.000.- mumluk ve üçüncü odada 50.000.- mumluk bir ampul yanmış olsun, her odada aynı anda ikamet eden farklı insanlar olsun, birinci odada oturan bir günde 1.- mumluk ışık alırsa ikinci odadaki bir günde 1.000,- mumluk üçüncü odadaki de bir günde 50.000.- mumluk ışık alır, işte zamanın farklılığı ve izafiliği öyle bir şey,
Kuran'ın zaman konusundaki öğretisinde, zamanın değişik gök katmanlarında farklı farklı yoğunlukta aktığıdır, bu durum da akla ve mantığa aykırı gelen hiçbir şey yoktur,

Bunlar ve bunlar gibi diğer bazı iddialar ateistler tarafından yapılmıştır, (alıntılar,
www.islamiyetgercekleri.org/kuranbilimdisi.html sitesinden 2002 de almış olduğum notlarımdan derlenmiştir) bu tür iddialarla bu sayfayı doldurmak istemiyorum, fakat ateistlerin bu tür iddialarıyla ilgili olarak metin şeklinde değil de net ve açık şekilde soru sormak isteyen olursa elimden geldiğince cevap vermeye çalışacağım, ayrıca benim bütün yazılarım Kuran ölçüsüne göre eleştiriye açıktır, Hatadan masum olmadığım gibi, Bana vahiy gelmez, ben gaybı da bilmem sıradan bir Müslüman ve Mümin olmam dışında hiçbir dini etiketim yoktur, Eleştiri ve itirazlardan alınmam, söz söyleyen herkese içeriğinde hakaret olmamak şartıyla söz söylenebileceğine inanmaktayım, kendim de bu inancımın dışında değilim.
------------------------------------------------------------ ----------------------------------
NOT: Aslına sadık kalmak yani üzerinde ifade değişikliği yapmamak şartıyla, Yazdığım kitaplar dahil, bütün dini yazılarım
Ticari de dahil olmak üzer isteyen herkes tarafından Yurt İçinde ve Yurt Dışında istendiği şekilde yayınlanabilir veya istenen her dile tercüme edilmek suretiyle de istenilen şekilde yayınlanabilir, bunun için benden izin alınmasına ihtiyaç olmayacak şekilde, bütün telif haklarım isteyen herkese tarafımdan hibe edilmiştir.

Fereç Hüdür