ANASAYFA

  ÖZ GEÇMİŞİM

KUR'AN IŞIĞINDA DÜŞÜNMEK

ZULKARNEYN KISSASI

NEFS VE RUH KAVRAMLARI

İSLAM BARIŞ DİNİDİR

KADER NEDİR SORUMLULUK KİME AİTTİR

KARDEŞ KARDEŞE EVLİLİK OLMADAN ÇOĞALMA

MÜSLÜMANLIK MÜMİNLİK HANİFLİK

DİNİ ALLAH'A HAS KILMAK

KURANDA SALAT KAVRAMI VE NAMAZ

SÜNNET ETMEK ALLAH'IN YARATIŞINI DEĞİŞTİRMEDİR

HADİSLER HIRİSTİYANLIK VE SELMAN RÜŞTÜ

KUR'AN KORUNMUŞTUR

KUR'AN DIŞI OLUŞUMLARIN NETİCELERİ

İSLAM DİNİNİN ÖĞRENİLMESİNDE KAYNAK SORUNU

KUR'AN'A GÖRE KÖLELİK

KUR'AN'A GÖRE RESÛL VE NEBİ KAVRAMLARI

AVRUPADAN KUR'AN'A GÜZEL YAKLAŞIMLAR

KUR'AN AÇISINDAN DİNLER ARASI DİYALOG

SULARI KARIŞMAYAN DENİZLER VE MERCAN KONUSU

KUR'AN'A YAPILAN SAYISAL İTİRAZLARA CEVAP

ATEİSTLERİN 97 SORUSUNA KUR'AN'DAN CEVAPLAR

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

               

           KUR'AN DIŞI OLUŞUMLARIN NETİCELERİ

      İslam Dininde Tebliği ve İrşad Görevi: Bilindiği gibi, İslâm dinine göre peygamberlerin ana görevi, Allah'tan almış oldukları dini vahiy bilgilerini insanlara tebliğ etmektir, Kûr'an öğretisine göre peygamberimiz Allahn resulü ve son nebisidir, kıyamete kadar kendisinden sonra nebi gelmeyeceğine göre, tebliğ görevini kim veya kimler neye göre yüklenip yürütecektir. Bu sorunun cevabı, İslâm dinine göre, insanların hem dünyada hem de ahirette tek kurtuluş umudu olan Kûrann tebliğinde temel esastır. Peygamberimizin vefatından sonra kıyamete kadar, hiçbir insanının diğer insanlardan ayrıcalıklı dini payesi olamaz, aksini iddia etmek direkt veya dolaylı olarak peygamberlik iddia etmekten başka bir şey değildir. Böyle bir şey iddia etmek ise bu husustaki Kûran öğretisini reddetmek suretiyle küfre şmenin ta kendisidir.

Kûran öğretisi hiç bir şahsın veya zümrenin tekelinde olamaz, Kûran öğretisine karşı kendilerini anahtar yapanlar veya tekellerine almak isteyen kimseler insanların serbestçe Kûran bilgisine ulaşmasını engellemek isteyen kimselerdirler. Kûran hür bir kitaptır, kendisine her ne şekilde olursa olsun anahtar iddia etmek onun hürriyetini bağlamaktır, böyle bir iddiayı ise ancak, Allah ve Kûran şmanları yaparlar. Peygamberimizden Kûran bilgisine ulaşmada bütün insanlar bir birlerinden ayrıcalıklı olmaksızın eşit imkana sahiptirler, onun bilgisinden yoksun olanlar onu reddedip ona karşı cephe almış olanlardır, aksi takdirde her insanın diğer insanlara eşit olarak Kûran bilgisine erişme imkanı vardır, kim bu imkanı daha iyi kullanırsa daha fazla Kûran bilgisi elde eder. Bu bilgiye ulaşan ve iman eden her kim olursa olsun kendi başına dini paye iddia etmeden sade bir Müslüman veya Mümin olarak, insanlara tebliğ ve irşat etme imkanına sahip olduğu gibi bu aynı zamanda onun görevidir.

Zamanımızda, dünyada kendisine Müslüman diyen ve kendilerine ait elli kadar devletleri bulunan bir milyardan fazla insan bulunmaktadır. İsmen kendilerini Müslüman olarak tarif etmelerine ve dini kitaplarının Kûran olduğunu söylemelerine rağmen, aralarında inanç yönünden büyük farklılıklar ve derin ayrılıklar mevcuttur. Bu ayrılıkları nedeniyle çesitli mezheplere ve fırkalara bölünmüşlerdir. Bölünmüş olan bu gruplardan her birisi kendi mezhebine dayalı olarak bağlısı olmadığı diğer fırka veya mezhep bağlılarını dini ıdan yalanlayıp, hatta tekfir etmektedir. Bu durum günümüzde de öyle olduğu gibi, asırlardan beri süregelen bir olaydır. Olay bununla da bitmemektedir, aynı fırka veya mezhebi benimsediğini söyleyen herhangi iki şahıs bir araya geldiğinde, inanç yönünden bir birlerinden farklılıklar gösterip, tartışma içerisine girerek birbirlerini tekfir edebilmektedirler. Ve dini tartışma içerisine girip ayrılığa şen şahısların halktan kimseler olması veya fırka ve mezheplerin dini temsilcileri olması durumu değiştirmemektedir. Ve hatta bunlardan herhangi tek bir şahıs dahi kendi nefsinde çelişkili olup, dinle ilgili olarak sabah söylediğine akşam, akşam söylediğine sabahleyin aykırı sözler söyleyip kendi kendisiyle çelişkiye şebilmektedir.

Bu gibi hususlar normal olmayan ilginç durumlar olduğu gibi, muhakkak bir nedeni olmalıydı .İşte bu nedene baktığımızda bu nedenin, Kûran öğretisini engellemek için insanlar tarafından üretilmiş çesitli anahtar iddialarıyla karşılaşırız, bu anahtar, peygamber adına üretilmiş yalan rivayetler olabildiği gibi, kendilerine diğer insanlardan farklı olarak dini payeler biçen ve dolaylı olarak peygamberlik iddia eden, şahıs veya şahısların sözleri olduğunu görürüz. Bütün bu olgular neticesinde, İslam dinini, Kûran'a uygun şekilde, öğrenip öğretmek bir tarafa büyük bir dini kargaşanın doğmasına neden oldular, yaptıkları ise çok basitti, Allahn korumasıyla Kûrann içeriğini değiştirme imkanına sahip olamayan, Kûran karşıtları, ürettikleri vasıtalarla Kûrann etrafına duvar örüp kuşattılar ve ürettikleri bu duvarı Kûran'dan üstün tutarak kişisel dünyevi menfaat sağlamaya giriştiler, böylece dünyaları için âhiretlerini satmış oldular. Kûrann İslam dini öğretisine rıza göstermeyen bu kimselerin, Kûran karşitı alternatiflerini ve ürettikleri neticeleri kısaca şu şekilde sıralıya biliriz:

Bu durumlar neticesinde ortaya şöylece bir olay çıktı :

1- Seçilmiş Devlet Başkanı yerine babadan oğula devreden Kraliyet.
2- Kûr’an yerine, rivayetler, keyfi şahıs sözleri, felsefi görüşler ve tağuti uygulamalar.
3- İslâm birliği yerine, mezhepler ve fırkalar.
4- Mescit yerine, tekke ve zaviyeler.
5- ık Kûr’an öğretisi yerine, batini öğreti.
6- İslâm ümmetçiliği yerine ırkçılık.
7- Takva ile üstünlük yerine, soy sop üstünlüğü.
8- Namaz yerine, sema, raks ve çalgı aletleri.
9- Kabe yerine, türbelerin tavaf edilmesi.
10- Allah'a iman ve Allah’ın birliği yerine, Kutup, Gavs, kırklar, Yediler, Evtâd v.s. Telakki edilen kimseler.
11- Zekat ve Sadakalar yerine, Sofistlere vakıf tahsisi ve mali destek.
12- Helal ticari kazanç yerine, faizcilik ve karaborsacılık.
13- Aktif, adaletli ve çalışkan toplum yerine, hak gözetmeyen pasif ve tembel toplum.
14- Yaratılış ve yaratıklar üzerine ık ve müspet şünen toplum yerine, şünceden kaçan, akletmeyen, boş hayaller kuran fertler toplumu.
15- Meşru müdafaa üzerine kurulu, af ve barışa teşvik eden İslâm cihadı yerine, haksız saldırılar ve çapulculuk.
16- Allah’ın korumasını isteme yerine nazarlıklar, muskalar, kullar v.s. den medet ve koruma ummak.
17- Allah’a istiâne yerine, kullara istiâne.
18- Peygamber yerine, Rivayet imamları, Mehdi iddiaları, şu kadar surede şu şahıs geldi veya İsa Peygamber gelecek v.s. gibisinden, insanların kurtuluş için Kûran'a umut besleme morallerini kırma amaçlı iddialar.
19- Allah’ın tevhidi; birliği yerine, kulların ilâhlık iddiaları.
20- Aklı önemseme ve kullanma yerine, aklı küçümseme ve ret etme.
21- Gayba iman yerine, gayb konusunda keyfi iddialar ve falcılık.
22- ık ve adil İlâhi adalet yerine, zorbaların ve diktatör yöneticilerin tağuti ve keyfi kararları.

Bu gibi kimselerden uzak durulması gerektiği hususunda Kûran'dan mealen:

-
Dinlerini parça parça edip, grup grup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır, sonra (Allah) onlara yaptıklarını haber verecektir. 6/159

-
Yalnız O'na yönelin ve O'ndan korkun; namazı kılın ve (Allah'a) ortak koşanlardan olmayın 30/31

- (
O ortak koşanlardan olmayın ki onlar), dinlerini parçaladılar ve bölük bölük oldular. Her hizip (parti) kendi yanındakiyle sevin(ip övün)mektedir. 30/32

-
Kâfirlere boyun eğme ve bununla (bu Kûran ile) onlara karşi büyük cihad et 25/52

DURUM BÖYLE OLUNCA İSLÂM DİNİNDE TEBLİĞ VE İRŞAT GÖREVİ KİMLER TARAFINDAN VE NASIL YAPILA BİLİR :

İ
slam dininde Tek Kaynak ve Tek Rehber Kûran'dır, dolayısıyla Kûran'a inanan ve İslam dini adına öğretide bulunanların yaptıkları her öğreti için dayanak olarak Kûran'dan ayet göstermeleri, öğrenenlerinde kendilerine yapılan öğreti ile ilgili olarak ayet delili istemeleri şarttır. Bu sağlanırsa gerek fert bazında gerekse, birden fazla kişi bazında tebliğ ve irşat yapılabilir.

Kişi bazında tebliğ ve irşat yapılabileceğiyle ilgili olarak Kûran'dan mealen:

- (İ
nsanları) Allah'a çağıran, iyi iş yapan ve "Ben Müslümanlardanım" diyenden daha güzel sözlü kim olabilir? 41/33

- (
Lokman oğluna öğüt verip der ki) "Yavrum namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçir ve başına gelene sabret. Çünkü bunlar (Allahn yapmanı emrettiği) kesin işlerdendir." 31/17

Ümmet bazında da tebliğ ve irşat yapılabileceğiyle ilgili olarak, Kûran'dan mealen :

-
Yarattıklarımızdan (öyle) bir ümmet var ki Hakk'a iletirler ve hak ile adâlet yaparlar. 7/181

- İç
inizden hayra hayra çağıran, iyiliği buyurup kötülükten meneden bir ümmet olsun; işte onlar kurtuluşa erenlerdir. 3/104

Devlet bazında tebliğ ve irşat yapılabileceğiyle ilgili olarak Kûran'dan mealen:

-
Onlar (o kimselerdir) ki kendilerine yer yüzünde iktidar verdiğimiz takdirde namazı kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirmeğe çalışırlar. Bütün işlerin sonu Allah'a âittir. 22/41

Tebliğ ve irşat yapan kimselerin kendi nefislerini de unutmamaları gerektiği hususunda Kûran'dan mealen :

-
Siz Kitâbı okuduğunuz halde, insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz? 2/44

Bu konuda Kûran'dan daha birçok örnek vermek mümkündür, fakat verdiğim örneklerden de, İslam dininde tebliğ ve irşat konusunda araçtan çok amacın esas olduğu, amacın gerçekleşmesi için meşru her imkanın kullanılabileceğini görmek mümkündür.

Tebliğ ve irşat görevinde Kaynak ve Rehber Kûran'dır

-
Gerçekten bu Kûran en doğru yola iletir ve iyi işler yapan müminlere, kendileri için büyük bir ecir olduğunu müjdeler. 17/9

-
Dedi ki: Bana vahy olundu: Şüphe yok ki, cinlerden bir topluluk dinlemiş te demişler ki; Muhakkak biz, bir acîb (hârikûlâde) -eşsiz- bir Kur'an işittik. 72/1

-
Doğru yola rehberlik ediyor, artık biz ona îman ettik ve Rabbimize hiç bir kimseyi ortak tutmayacağız. 72/2

Fereç HÜDÜR