ANASAYFA

  ÖZ GEÇMİŞİM

KUR'AN IŞIĞINDA DÜŞÜNMEK

ZULKARNEYN KISSASI

NEFS VE RUH KAVRAMLARI

İSLAM BARIŞ DİNİDİR

KADER NEDİR SORUMLULUK KİME AİTTİR

KARDEŞ KARDEŞE EVLİLİK OLMADAN ÇOĞALMA

MÜSLÜMANLIK MÜMİNLİK HANİFLİK

DİNİ ALLAH'A HAS KILMAK

KURANDA SALAT KAVRAMI VE NAMAZ

SÜNNET ETMEK ALLAH'IN YARATIŞINI DEĞİŞTİRMEDİR

HADİSLER HIRİSTİYANLIK VE SELMAN RÜŞTÜ

KUR'AN KORUNMUŞTUR

KUR'AN DIŞI OLUŞUMLARIN NETİCELERİ

İSLAM DİNİNİN ÖĞRENİLMESİNDE KAYNAK SORUNU

KUR'AN'A GÖRE KÖLELİK

KUR'AN'A GÖRE RESÛL VE NEBİ KAVRAMLARI

AVRUPADAN KUR'AN'A GÜZEL YAKLAŞIMLAR

KUR'AN AÇISINDAN DİNLER ARASI DİYALOG

SULARI KARIŞMAYAN DENİZLER VE MERCAN KONUSU

KUR'AN'A YAPILAN SAYISAL İTİRAZLARA CEVAP

ATEİSTLERİN 97 SORUSUNA KUR'AN'DAN CEVAPLAR

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

             

KUR'AN KORUNMUŞTUR

Bilindiği gibi Kur’an inmeden öncede Allah tarafından başka Kitaplar indirilmişti, İslam inancına göre İndirilen bu kitaplar Allah tarafından korunmaya alınmadıklarından, kullar tarafından çeşitli tahrifata uğradılar, Kur’an İse İslam inancına göre Allah tarafından korunmaya alınmış olduğundan hiç bir şekilde değiştirilemez olan bir İlahi Kitaptır. Bu husus İslam dininde imanla alakalı bir husus olmakla beraber, güncel olarak gözlemlene bilen bir hakikattir. Bugün dünyada yaygın olarak geçerli olan Kur’an metnini şüphe altında bırakabilecek direkt veya dolaylı ikinci bir Kur’an metni yoktur. Kur’an’ın inişinden sonra Kur’an karşıtı olan kimseler bu hakikati bozmaya yani Kur’an’ın metnini değiştirmeye güç yetiremeyince ve Kur’an’ın içeriğine tesir etmeye umutları kalmayınca. İnsanları Kur’an’dan soğutup uzaklaştırmak için. Kur’an’ın dışından. Kur’an’a söz etmeye ve hatta Peygamberimiz adına uydurdukları rivayetlerle Kur’an’ın etrafını kuşatmaya giriştiler. Böylece Kur’an’ın içeriğine yerleştiremedikleri söz ve kanaatlerini, Kur’an’ın etrafına bir duvar şeklinde örme çabasına girdiler, bu çabaları çerçevesinde kimileri Kur’an noksandır derken diğer bazıları ise Kur’an’da fazlalık vardır iddiasında bulundular, diğer bazıları ise Kur’an lafzına söz ederek bu lafız bu şekilde inmemiştir demeye giriştiler. Hatta hızlarını alamayan diğer bazıları ise Peygamberimiz adına uydurdukları rivayetlerin Kur’an ayetlerini iptal edebilme gücünde olduğunu ileri sürdüler. Bütün bunları yaparken muhakkak Peygamber adına uydurdukları bir veya birden fazla rivayeti iddialarına ispat vasıtası yapmayı ihmal etmediler, bu olmadan açıktan ve doğrudan Kur’an metni konusunda bu bizim şahsi görüşümüzdür diyerek söz etme cesaretini göstermediler. Böyle bir şey yapmaları, Kur’an’ın yerleşik bir bütün olarak Allah tarafından korunmuş olduğu inancını inkar ile bu husustaki Kur’an ayetlerini inkar manasında olduğundan İslam İnancına kafir oldukları kolayca ortaya çıkmış olacaktı. Bundan dolayı, kendilerini gizlemek kaygısıyla şahsi sözlerini iftira yoluyla Peygamberimize mal ederek insanlara yutturmaya ve İnsanları saptırma gayretine giriştiler. Bu forumda Kur’an metninin çesitli müdahale ve yapılandırmalarla değişimlere uğradığını iddia eten kimseler ise sahte de olsa hiçbir belge ileri sürme ihtiyacını duymadan eskilerin yanında amatörce sayıla bilecek keyfi iddialarda bulunmaktan çekinmemişlerdir. Kur’an metni ve yapılanması konusunda söz söylemek Kur’an’ı kabul noktasında bir iman olayıdır, Ellerinde mevcut olan Kur’an’a Allah’ın korumasına rağmen müdahaleyi mümkün görenler, bu husustaki ayetleri inkar etme durumuna düşmektedirler, bu konularla ilgili olarak:

Kur’an’ı Koruyucusu Allah’tır, Kur’an’dan mealen:

- Şüphe yok ki, zikri (Kur'an'ı) biz indirdik biz. Ve muhakkak ki, onu koruyacak olanlar da bizleriz. 15/9

- Muhakkak ki o, elbette değerli bir Kur'an'dır. 56/77

- Bir korunmuş kitaptadır. 56/78

Ne önce nede sonra batıl Kur’an’a yol bulamaz, Kur’an’dan mealen:

- Onlar, o zikiri/Kur'an'ı kendilerine geldiğinde inkâr ettiler. Halbuki o, eşsiz yücelikte bir Kitap'tır. 41/41

- Bâtıl ona, ne önünden gelebilir ne de arkasından. Hakîm ve Hamîd Allah'tan bir indirmedir o. 41/42

Batılın kelime manası geçerli olmayan her çeşit davranış ve eylem demektir, batıl Kur’an açısından düşünüldüğünde, Kur’an’a karşı Allah’ın tasvip etmediği her çeşit olaydır. Kur’an metniyle her ne şekilde olursa olsun İnsanlar tarafından değişiklik yapıldı diyenler. Allah’ın bu değişikliğe müsaade ettiğini ve Onayladığını kabul etmiş olmaktadırlar. Bu mantığa göre en azından biri değişikliğe uğramamış biride değişikliğe uğramış Kur’an olmak üzere iki çeşit Kur’an’ın geçerli olması demektir ki böyle bir olayın dünyada somut bir örneği yoktur, zira böyle bir olay batılın Kur’an’a yol bula bildiği manasındadır ve vuku bulmamıştır. İddiada bulunanlara sormak gerekir Dünya’da bir birinden farklı ve geçerli birden fazla Kur’an mevcutsa ve bu batılın Kur’an’a müdahalesi manasında değilse, sizce batıl nedir?

Kur’an’ın korunmasının boyutları:

Kur’an taklit edilemez, Kur’an’dan mealen:

- Ve eğer siz kulumuza indirdiğimizden şüphede iseniz, onun benzerinden bir sûre vücuda getiriniz. Ve Allah Teâlâ'dan başka şâhitlerinizi dâvet ediniz, eğer siz doğru kimseler iseniz. 2/23

- Eğer siz onu yapamaz iseniz, elbette yapamayacaksınız ya, artık o ateşten sakınınız ki, onun çırası, bir takım insanlar ile taşlardır. O ateş ise kâfirler için hazırlanmıştır. 2/24

- De ki: Andolsun, eğer insanlar ve cinler bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere toplanacak olsalar, elbette onun bir benzerini getiremeyeceklerdir. İsterse, bazıları bazılarına yardımcı olsun.17/88

- Yoksa onu uydurdu mu diyorlar?. De ki: Eğer siz doğru sözlü kimseler iseniz, onun benzeri bir sûre getirin ve Allah'tan başka gücünüz yettiği kimseyi de çağırınız. 8/38

- Hayır... Onlar ilmini kuşatamadıkları ve daha tevili kendilerine gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar. Onlardan evvelkiler de böylece yalanlamada bulunmuşlardı. Artık bak ki, zalimlerin sonu nasıl olmuştur. 8/39

Kur’an’ın metni taklit edilemediği gibi, kelimeleri üzerinde de oynanamaz. Bu isterse kelimeyi lafız olarak değiştirmek veya kelimeyi aynen bırakmakla beraber yerini değiştirmek şeklinde olsun mümkün değildir, zira kelimelerin yerinin değişmesi aynı zamanda metnin değişmesi demektir, kelimelerin yer değişmesi mümkün olsaydı iyiyi kötü kötüyü de iyi göstermek kolayca mümkün olurdu, Allah böyle bir şeye müsaade etmez, Kur’an’dan mealen:

- Ve andolsun ki, senden evvel de Peygamberler yalanlanmışlardır. Fakat yalanlandıkları ve eziyete uğradıkları şeylere karşı sabretmişlerdir. Nihâyet onlara bizim yardımımız gelip yetişti. Ve Allah Teâlâ'nın kelimelerini değiştirebilecek hiç bir kimse yoktur. Ve andolsun ki, sana Peygamberlerin haberlerinden gelivermiştir. 6/34

- Rab'binin kelimeleri doğruluk ve adâletçe tamamlanmıştır. Onun kelimelerini değiştirecek kimse yoktur. O işitendir. bilendir. 6/115

- Ve Rab'bin kitabından sana vahyolunanı oku, onun kelimelerini değiştirecek yoktur ve ondan başka bir sığınak da bulamazsın. 18/27

Kur’an kelimeleri değiştirilemediği gibi yerleri de değiştirilemez, kelimelerin yerini değiştirilmesi Kur’an’ın eğrilmesi demektir, Bu ise Kur’an ögretisine göre mümkün değildir. Kur’an’dan mealen:

- Allah'a hamdolsun ki, kuluna Kitabı indirdi ve ona hiçbir eğrilik koymadı. 18/1

Kur’an’ın yazılması, Kur’an’ın nasıl yazıldığı konusunda, Kur’an’dan mealen:

- Andolsun Tûr’a (52/1)

- Satır satır yazılmış Kitab’a (52/2)

- Yayılmış ince deri üzerine (52/3)

İfadeleri Kur’an’ın nasıl yazılmış bir Kitap olduğunu belirtir. Ayetler Peygambere inmişti. Peygamberimiz zamanında eğer Kur’an ince deri üzerine yazılıp tespit edilmemiş olsaydı veya elde mevcut bir kitap olmasaydı bu ayetleri duyan müşrikler siz hangi ince deri üzerine yazılmış kitaptan bahsediyorsunuz diye sormaz mıydılar! Kur’an’ın peygamber zamanında özenle yazılmış olduğuna dair diğer bir örnek, Kur’an’dan mealen:

- Hayır, o ayetler bir mesajdırlar. (80/11)

- İsteyen onları idrak eder. (80/12)

- Onlar, değerli sayfalardadır. (80/13)

- Yüksek ve temiz sayfalarda. (80/14)

- Yazıcıların ellerinde: 80/15

- Değerli, iyi (yazıcıların). 80/16

Kur’an’ı Peygamber kendi eliyle yazmamıştır, Kur’an’ın kitap olarak yazımı ve tespiti işiyle görevli değerli güvenilir iyi yazıcılar mevcuttu.

Bu örneklerden anlaşıldığı üzere, Kur’an’ın sonradan rast gele, taş parçalarından, ağaç kabuklarından, kürek kemiklerinden toplanmış bir kitap olduğu yolundaki rivayetler ve iddialar Kur’an’a uymamaktadır, ve aslı yoktur.

Kur’an’ı kimler anlar, Kur’an’dan mealen:

- Ve işte sana böylece kitabı indirdik. Artık kendilerine kitap vermiş olduklarımız ona îmân ederler. Şunlardan da ona îmân edecek olanlar vardır. Ve bizim âyetlerimizi kâfirlerden başkası inkâr etmez. 29/47

- Ve sen ondan evvel hiçbir kitap okur olmadın ve sağ elin ile onu yazmadın. Öyle olsa idi elbette iptal etmeye çalışanlar, şüpheye düşmüş olurlardı. 29/48

- Hayır.. O kendilerine ilm verilmiş kimselerin sinelerinde apaçık olan âyetlerdir ve bizim âyetlerimizi zalimlerden başkası inkâr etmez. 29/49

Kur’an’ı kimler anlamaz, Kur’an’dan mealen:

Kur’an’ın koruyucusu Allah’tır, Allah, peygamber dahil hiç kimsenin Kur’an’ın asıl metnini şüpheye düşürecek herhangi bir değişiklik yapmasına, küçük bir lakırdı dahi olsa Kur’an’da olmayan bir sözü Kur’an’a eklemesine veya Kur’an’ın herhangi bir kelimesini değiştirmesine müsaade etmez.

Kur’an’dan mealen:

- (Kur’an) Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir. 69/43

- Eğer o, (Muhammed), bazı laflar uydurup bize iftira etseydi, 69/44

- Elbette onun sağ(elini veya kuvvet)ini alırdık. 69/45

- Sonra onun can damarını keserdik. 69/46

- Sizden hiç kimse buna engel olamazdı. 69/47

- O (Kur'an), korunanlar için bir öğüttür. 69/80

- Biz, içinizde yalanlayanlar bulunduğunu elbette biliyoruz. 69/81

- Doğrusu o, kafirler için hasrettir. 69/50

- O, kesin gerçektir. 69/51

Bu konuda Kur’an’dan daha birçok örnek vermek mümkündür. Fakat şunu belirteyim o nasıl bir mantıktır ki, birçok ayette Kur’an kitap olarak tanımlanmasına rağmen Kur’an’ın peygamber zamanında bir kitap şeklinde mevcut olmadığını iddia edecek ve Kur’an’ın Peygamberimiz zamanında Kitap olarak mevcut olmaması halinde İnsanların Peygamber hangi kitaptan bahsediyor diye sorgulayacaklarını düşünmeyecek. Değil mi ki, ayetlerle Peygamber Kur’an’ı kitap olarak tanımladığında aksini iddia edenlerden herhangi birisi Peygamberimiz zamanında yaşıyor olsaydı. Peygamberimize şu bahsettiğin kitabı bize göster demez miydi. Kur’an’ın kitap olarak mevcut olması Peygamberimiz zamanında henüz tamamının inmiş olması veya henüz inmemiş olmamasıyla ilgili değildir, Kur’an’ın başlangıçtan tamamlanıncaya kadar bir kitap formu olarak işlenmesiyle ilgilidir, bunu için Kafirler Kur’an’ın peyderpey inmesi konusunu anlamadıklarından neden tamamı ona bir seferde verilmiyor demekteydiler. Dikkat edilirse Kur’an’ın mevcudiyetine değil ayet geldikçe yazılması metoduna itiraz ediyorlardı, Kur’an’ın kitap olarak mevcudiyetine itiraz etselerdi zaten öyle bir kitap yoktur diyeceklerdi, halbuki bunu demiyorlar. Kur’an Peygamberimiz zamanında Kitap olarak mevcuttu.

Durum bu olmasına rağmen, forumda sorulan veya iddia edilen bir iki hususa değinemekte fayda vardır, aslında bütün soru ve iddiaları cevaplamak isterdim, bu uzun bir çalışma olacağından bence forum sayfası buna müsait değildir, Şöyle ki:

Alperen Kardeşin, Kur’an karşitı olarak değil de soru şeklinde sorduğu:

“Selam Dostlar

Bu konuda aklıma takılanları
bu linkte yazmıştım. Bilgisi olan arkadaşların görüşlerinden istifade etmeyi umuyorum.

Maide 3'tekine benzer bir durum Hadid 25'te de var gibi. Sanki ayetin içine konuyla alakası olmayan cümleler girmiş.

İşin içinden çıkamadım.

Hadid 25. Yemin olsun, biz, resullerimizi açık-seçik delillerle gönderdik ve onlarla birlikte Kitap'ı ve ölçüyü de indirdik ki, insanlar adaleti ayakta tutsunlar/adaletle doğrulsunlar. Ve demiri de indirdik. Onda zorlu bir kuvvet ve insanlar için birçok yarar vardır. Allah bu sayede, kendisine ve resullerine, gayba inanarak kimin yardım edeceğini bilecektir. Allah Kavî'dir, Azîz'dir.

Maide 3. Şunlar size haram kılınmıştır: Boğazlanmayarak ölmüş hayvanın eti, kan, domuz eti, üzerine Allah'tan başkasının adı anılmış, boğulmuş, vurulmuş, yuvarlanmış, süsülmüş, canı üzerineyken yetişip kestikleriniz müstesna olmak üzere canavar tarafından yırtılmış ve dikili adak taşları üzerinde boğazlanmış hayvanlar ve bir de fal oklarıyla kısmet paylaşmanız... Bütün bunlar birer sapıştır. Küfre batmış olanlar bugün dininizden ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun! Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam'ı/Allah'a teslim olmayı seçtim. Şu da var ki, her kim ciddi bir açlıkla yüz yüze gelir de günaha kaçmak maksadı olmaksızın onlardan yemek zorunda kalırsa, elbette Allah Gafûr ve Rahîm'dir.”

Konuyla ilgili görüşüm:

Kur’an’dan mealen:

- Andolsun biz elçilerimizi açık kanıtlarla gönderdik ve onlarla beraber Kitabı ve (adalet) ölçü(sün)ü indirdik ki insanlar adaleti yerine getirsinler. Ve kendisinde büyük bir kuvvet ve insanlara birçok yararlar bulunan demiri indirdik ki Allah, kimin(ondan yararlanarak) gayb da (görmediği halde) kendisine ve elçilerine yardım edeceğini bilsin, (ortaya çıkarsın). Şüphesiz Allah kuvvetlidir, daima üstündür. 57/25

Ayette üç şeyden bahsedilmektedir, bunlar:

1- Kitap, ilmi vurgular,

2- Mizan, adaleti vurgular,

3- Demir, maddi gücü vurgular.

Bu öyle bir üçlemedir ki, herhangi birinin olmaması, diğer ikisinin işlevini bir sistem olarak ya uygulamaktan uzaklaştırır yada sistem olarak uygulanmasını engeller, Şöyle ki:

1- Kitap yani ilim olmasa, Mizan yani adalet, sağlanamaz, adaletin olmadığı yerde maddi güç sadece adaletsizliğin sağlanması aracı olur,

2- Mizan, yani adalet olmayan yerde, İlim ve maddi ğüç uygulama da adaletten yoksun olacağından, insanlara zarar verir,

3- Demir; maddi güç olmayınca, İlim ve adalet sistem olarak uygulanma imkanı bulamaz.

Bu üçlü yapı, yalnız peygamberimize verilmiş bir yapı değildir, diğer peygamberlere de verilmiş bir yapıdır, zira bu üçlü yapı bir devlet sisteminin ana esaslarıdır.

Maide 3 ile ilgili soru konusunda, yalnız yiyeceklere odaklanmayıp, dinin tamamlanmış olduğuna, din tamamlanmakla da, kafirlerin tuzak ve iddialarında umutsuz hale geldikleri göz önünde bulundurulmalıdır.

Ayrıca forumda yapılan iddialardan biride, noktalamaların Abdulmelik Bin Mervenin direktifiyle H. 65 yılında Haccac Bin Yusuf başka bir ifadeyle Haccacı Zalim tarafından yapıldığı şeklindeki iddiadır, Bir diktatörle bir zalimin Kur’an’ı noktalandırdığı iddiası bence ciddiyetten uzak bir iddiadır, Notalama olmayınca her isteyen harfleri noktalı veya noktasız okumakla birbiriyle ilgisi olmayan çesitli sözler üretebilir. Bu ise Kur’an hakkında iddia edilemeyecek ağır bir sözdür.

Fereç HÜDÜR

Önceki yazımda da belirttiğim gibi bana göre, Kur’an’ı tahrif edebilmenin manası İnsanlığın elinde bulunan Kur’an Metnini şüpheli hala getirebilecek bir çalışma ortaya koyabilmek şartına bağlıdır. Bunun dışında bazı kimselerin Kur’an kelimelerine kendilerine göre manalar vermesi. Veya 19 cu Tabir edilen kimselerin yaptığı gibi. Tövbe süresinin son iki ayetini inkar ederek bu iki ayetin yer almadığı Kur’an bastırıp. Bastırdıkları bu Noksan Kur’an’ı asıl Kur’an olarak kabul ettirme çabaları değildir. Hatta bazı kimseler çıkıp Kur’an’dan sahife koparmak veya kelime silmek suretiyle işte Kur’an’ı değiştirdik demeleri de değildir. Eskiden olduğu gibi bu günde insanlığın elinde geçerli olarak kabul edilen tek bir Kur’an bulunmaktadır. Aksini iddia edenlerin iddialarını destekleyecek an azından geçerli olarak kabul edilen bir veya birden fazla değişik Kur’an göstermeleri gerekir. Bizim geçerli olarak Kabul edip İman ettiğimiz Kur’an bellidir. Bundan daha değişik bir Kur’an’ın varlığını iddia eden kimselerin bu iddiaları arkasında durarak kendilerince geçerli olan Kur’an’ı ortaya koymaları gerekir, bizim iman ettiğimiz Kur’an’ı şüpheli hale getirebilecek herhangi başka bir Kur’an varsa bunu açıkça ortaya koyunuz ki, ne demek istediğiniz açıkça ortaya çıksın. Eğer bunu yapamıyorsanız. Kur’an dışından Kur’an’a noksanlık iddia etmeniz yeni bir şey değildir eskilerden beri bir çok kimseler bu tür iddialarda bulunmuşlardı. Bunu yaparken de Peygamberimiz adına uydurdukları rivayetleri delil olarak gösteriyorlardı.  Kimileri Kur'an noksandır, kimileri fazladır, kimileri de falanca ayet Kur’an’da bulunduğu şekliyle değil de başkaca bir söz iddiasıyla ortaya çıktıkları gibi. Kur’an ayetini keçi yedi diyenlere kadar çeşit çeşit iddialarda bulunmuşlardı. Bütün bu saldırılara rağmen Kur’an insanlığın elinde geçerli tek bir nüsha olarak sapasağlam durmaktadır. Daha öncede belirttiğim gibi bugün için aksini iddia edenlerin yaptığı, eskilerin yaptığı yanında basit ve amatörce kalmaktadır. Şöyle ki:

Adımı yazmak suretiyle konu ortaya koymaya çalışan Sayın Akçay’ın iddialarına, örnek olsun diye bakalım, şöyle demektedir.

“Sayın Hüdür’ün ciddiyetten uzak bulduğu, bir iddiadır. Ama o iddianın sahipleri hakkında ne düşünür, bilmiyorum. Örnegin The Guardian* gazetesindedeki bir yazıda görüşlerini bildiren Dr Puin ve Profesör Allen Jones ciddiyetten uzak iddialar öne süren kişiler midir?

Puin diyor ki:

Yıllar geçtikçe Kuran’ı doğru okumak güçleşti. İnsanlar mantıklı anlamlar çıkarabilmek için onda değişiklikler yapma yoluna gittiler. Örnegin Miladî 694-714 döneminin Irak valisi olan Haccan bin Yusuf Kuran’a 1 000’i aşkın elif harfi boca etmekle övünüyor.

Oxford Üniversitesi’nin Kuran Araştırmaları kürüsüsünde görevli Profesör Allen Jones, aynı görüşte.

Puin’e göre mushafa harekelerin konmasına da Haccac öncülük etmiştir. Şöyle diyor: ”Onun ön ayak olduğu değişiklik, Kuran’ın tarihinde bir dönüm noktasıdır.”

Ondan sonra “Kuran’ın yazımı sabitleşti”.

CEVABIM: Kur’an’a biri içeriğinden biride dışarısından olmak üzere iki şekilde bakmak mümkündür. Ben Kur’an’a içeriğini esas alarak bakan bir kimseyim. Dışarısından bakan kimselerin kim olurlarsa olsununlar, Kur’an’ın içeriğine uymayan sözlerinin benim için hiçbir önemi veya ciddiye alabileceğim bir yönü yoktur, sönümünde arkasındayım çalışmalarımı incelediysen, bu konuda hadis adı altında ileri sürülmüş bir çok sözü Kur’an’ın içeriğine uymadığından dolayı ret ettiğimi görmüşsündür. Sen ise, Bugün elde mevcut olan Kur’an’a 1000 elif boca edildiğini başka bir ifadeyle eklendiğini, benim için hiçbir mana ifade etmeyen Dr Puin ve Profesör Allen Jones’in sözüne dayandırarak iddia etmektesin, o zaman iddianda sadıksan bu iddia ettiğin 1000 eliflik fazlalığı içermeyen bir ikinci Kur’an bana göster. Göster ki somut olarak ne dediğin anlaşılsın. Sakın elinde o 1000 elif noksanlı Kur’an olmadığını söyleme, o zaman sana göre, Allah bugün 1000 elif fazlalıklı Kur’an’ın İnsanlığın elinde ve dilinde olmasına müsaade etti de, 1000 elif fazlalıksız olanın yani sana göre asıl olanın yok olmasına mı müsaade etti.

Diğer bir iddiası:

Allah Teâlâ'nın kelimelerini değiştirebilecek hiç bir kimse yoktur. Amenna ama hangi açıdan; anlam açısından mı, şekil açısından mı?

Eğer "Şekil açısından!" diyorsanız örnegin Sebe 19'daki RBN ve BD'nin mevcut harekelere göre rabbena ve bâid diye okunan şekilleri mi M Esed'in önerdigi harekelere göre rabbuna ve ba'ade diye okunan şekilleri mi?

Ayrıca bazı insanlar Allah'ın murat ettiği anlamı da değiştirmeye kalkışamaz mı? Örneğin Yüce Allah'ın Nisa 34'te "(Kadınları) dövün!"dediğini yüzyıllardır öne sürmüyorlar mı; sonra da 120'si tarabyalarda bir araya gelip "Allah orada dövün deniyor, uzaklaştırın diyor şeklinde tashihler yapmıyorlar mı?

Girin DİB'in sitesine, o tashih hakkındaki açıklamayı okuyun. Sonra bir de henüz yeni baskı yapamamış olan mevcut meallere bakın ve dövün kelimesinin pişmiş kelle gibi suratınıza sırıttığını görün.

Güzel kardeşim! Bize düşen böyle aslı astarı olmayan iddialar öne sürmek olamaz; bize düşen, yanlışları düzeltmeye çalışmaktır her halde!

Yani biz Müslümanlar, kendimize düşeni yapacağız ki Allah'ın sözleri değişmeyecek.

Sevgi ile, Hasan akçay

CEVABIM: Bu nasıl mantıktır ki şöyle demekte, , Kur’an’daki “Sebe 19'daki RBN ve BD'nin mevcut harekelere göre rabbena ve bâid diye okunan şekilleri mi M Esed'in önerdigi harekelere göre rabbuna ve ba'ade diye okunan şekilleri mi? Bahsettiğin kelimeyi insanlar Ellerinde mevcut Kur’an’da bulunan harekeli şekliyle değil de, M Esadın Kur’an dışından teklif ettiği harekeli şekliyle mi okumalıdırlar diye bilmektesin, kimmiş bu M Esad, yarın başkaları çıkıp başka şeyler teklif edebilir, senin için bu teklifler ne mana ifade etmektedir, yoksa sen Kur’an dışında söylenen bu gibi sözlere mi iman ediyorsun. Ben Kur’an’ın içeriğinde yer eden Kelimelere iman etmişim bazı kimselerin Kur’an dışında söylediği sözlere değil. Ayrıca 120 kişi toplanmışta Daraba kelimesine uzaklaştırma manası vermelerini veya Mealleri konu etmene gelince, şu veya bu şekilde İnsanlar Kur’an kelimelerine kendilerine göre mana verebilirler, bu Kur’an’ın Allah tarafından korunmuşluğunu ihlal eden bir olay değildir, Allah Kur’an’ı korumayı taahhüt etmiş, Kur’an’ı okuyan insanların mantığını değil, sen bu iki şeyi bir birine karıştırmaktasın.

Diğer bir iddiası:

“Değerli adalet, diyorsun ki: M.Esed...la yüs'el değildir yani yanılır. Çok güzel. Peki, Hz Peygamber'in harekesiz mushafını harekeli hale getiren zevat la yüs'el midir?”

CEVABIM: Kur’an’ın sonradan hareketlendirilmesi mümkün değildir, zira bu onun yazılı olarak tebliğini engelleyen bir olay demektir, Kur’an evrenseldir, yalnız Araplara inmiş bir kitap değildir, iddiana göre 65 yıl süreyle Arapların Kur’an’ı harekesiz okuduklarını söylemektesin, Arap olmayan dileri de Arapça olmayan diğer insanlar 65 yıl süreyle harekesiz Kur’an’ı nasıl okuyabildiler. Yoksa sana göre 65 yıl süreyle Araplardan başkası Müslüman mı olmadı. Kur’an’ın evrenselliğiyle ilgili olarak Kur’an’dan mealen:

- Hayır ve bereketi sonsuzdur, o zatın ki, furkanı kulu üzerine indirdi ki: Bütün âlemlere bir sakındırıcı olsun. 25/1

- Ve seni göndermedik, ancak bütün insanlar için bir müjdeleyici ve bir korkutucu olarak gönderdik. Fakat insanların pek çoğu bilmezler. 34/28

Diğer bir husus dediğine göre aradan 65 yıl geçtikten sonra Kur’an üzerinde harekelendirme, noktala ve 1000 eliflik eklemeler yapıldıysa bu değişiklik 65 lık süre içerisinde yazılmış ve İslam aleminde Mevcut olan bütün Kur’an nüshalarına nasıl gidip yerleşti, öyle ki Emeviler’i kabul etmeyen ve Ellerinde Kur’an bulunan kimseler bu değişikliği nasıl kabul ettiler, hele Hacac’ı zalimin elinden alarak. Ayrıca, Bizim inancımıza göre Kur’an’a İnanan Müslüman Cinlerde mevcuttur, iddia ettiğin değişiklikleri onlar da kabul ettiler mi, Arap ve Arap olmayan Kur’an hafızları harekesiz Kur’an’ı ezberlerine ne şekilde hıfzediyorlardı, hangi okuyuşla ve neye göre.

Benim bir yazımı ele alarak şaşırdığını söylemesi:

“4-.......Enes İbn Mâlik el -Ensâri den rivayet ettiler ki:........ “Peygamber hücrenin perdesini açtı da, bizlere bakmaya başladı. Kendisi ayakta duruyor ve yüzü de Mushaf yaprağı gibi parlıyordu......” (Buhari, kitabu’l -Ezân 72 cilt 2 sayfa 707 - 708 Ötüken 1987)

Bu rivayette de peygamberin zamanında Mushaf’ın yani kitap halinde Kur’an’ın, parlak sahifelere yazılı olarak mevcut olduğunu itiraf etmişlerdir. Zira var idi ki peygamberin yüzünü onun sahifelerine benzetmişlerdir.

Hz Peygamber'in yüzü mushaf gibi görünmüş; işte size vahyin onun döneminde kitap halinde Kuran olduğuna kanıt! Şaşırdığım için özür dilerim.”

CEVABIM: Bu ispat tarzıma şaşırdıysan, bana göre şundan emin ol benim mantığımla senin mantığın bir birinden çok farklı ve uzak şeylerdir, bir kimse bir şeyi bir şeye benzetiyorsa, benzetmesine esas aldığı şey mevcut değilse veya boş ise, o kimse ya saçmalıyor, yada aklından zoru vardır. Fakat rivayetçiler bunu ciddi olarak iddia ettiklerinden, bende bunu onların itiraf ve kabulü olarak ele aldım, bunun nesine şaşıyorsun.

Sonuç olarak, İddialarında bahsettiğin 1000 elif noksanlı ve harekesiz Kur’an’ı somut olarak ortaya koymanı bekliyorum, Ayrıca beni muhatap alarak söz söylediğinde rivayetleri, mealleri ve şahısların kişisel sözlerini bir tarafa bırakarak, yalnızca Kur’an ayetlerini konu et. Yoksa benim Kur’an’ı Tek Kaynak ve Tek Rehber kabul ettiğimi bilmiyor musun.

Fereç HÜDÜR